Ticari Defterler

T.C.
YARGITAY
11. Hukuk Dairesi

E:2004/7571
K:2004/10055
T:19.10.2004

2004 s. Yasa m. 67
1086 s. Yasa m. 275

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 6. Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05.11.2002 tarih ve 1999/977-2002/1141 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, müvekkilinin 30.09.1998 tarihine kadar davalı şirketin ortağı olduğunu, ortak olduğu dönem içerisinde davacının verdiği borç nedeniyle davalı şirketten 21.575.136.935 TL. alacaklı olduğunu, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40’dan az olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ortaklıktan ayrılan davacı ve arkadaşlarının 01.04.1998 tarihli protokolle her türlü hak ve alacaklarını almak suretiyle şirket hisselerini devredip ayrıldıklarını, davacının müvekkili şirketten bir alacağı olmadığını savunarak, davanın reddini ve %40’dan az olmamak üzere kötüniyet tazminatının tahsilini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulmadığı, bu defterlere göre 22.10.1998 tarihi itibariyle muavin hesabının davacı lehine 24.861.459.146 TL. alacak bakiyesi ile kapatıldığı, bu tutarın aynı tarihte ortaklıktan Erol T’nın hesabına aktarıldığı, davacının hesabına davalı şirketin yurt dışındaki hesabından yapılan para transferlerinin davalı ticari defterlerinde davacının cari hesabına bire bir olarak kaydedilmediği, davacının, TTK. hükümlerine göre uygun tutulmadığı tespit edilen bu defter ve kayıtlara göre alacak iddiasında bulunmasının yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirket ortağı olduğu donemde verdiği borc nedeniyle davalı şirketten alacaklı olduğunu ileri sürerek, alacagın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptalini istemiştir.
Yapılan inceleme sonrasında duzenlenen bilirkisı raporunda, davalı şirket defterlerinde 22.10.1998 tarihi itibariyle davacının davalı şirketten 24.861.459.146 TL alacaklı olduğuna dair kayıt bulunduğu belirtilmiştir. Davalı vekili ise, müvekkili şirketin İsviçre’de bulunan FB Fbank nezdindeki mevduat hesabından davalı şirkete gönderilen paraların, davacı ortak aracılığı ile gönderildiğini, bu paranın da davacı tarafından davalı şirkete borç verilmiş gibi şirket defterlerine kaydedildiğini, esasen bu durumun bilirkişi raporunda da kısmen vurgulandığını belirtmiştir. Davalı vekilinin itirazları karşısında düzenlenen ek raporda, taraflar arasında böyle bir ilişki olduğu belirtilmekle beraber, bu konudaki kayıtların yeterince incelenmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davalı tarafın savunmaları da dikkate alınarak, FB Fbank nezdindeki davalı şirkete ait mevduat hesabındaki paranın transferine dair talimatların tercümelerini sunması için taraflara süre verilerek, FB Fbank nezdindeki davalı şirket hesaplarından, davacının Turkiye’de bulunan banka hesaplarına ne kadar para gönderildiği, bunların ne kadarının davalı şirket kayıtlarına gecirildigi, bu durumda davalı sırket kayıtlarına gore davacının alacaklı olduğu miktardan ne kadarının davacının gerçek alacağı olduğunun tespiti açısından ilgili bankalardan durum araştırılarak, gerektiğinde banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi de yaptırılarak, denetime elverişli rapor alınması gerekirken, eksik inceleme ve yazılı gerekçeyle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyizine gelince; Davalı vekili, süresinde verdiği cevap dilekçesinde, davanın zamanaşımına uğradığını savunmuş, ancak mahkemece, davalı vekilinin zamanaşımı def’i konusunda olumlu, olumsuz bir karar verilmemiş olup, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın ( 1 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 375.000.000 TL duruşma vekillik ücretinin taraflardan alınarak yek diğerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 19.10.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bir Cevap Yazın